ROSEL Müzik

İçeriğe git

Ana Menü

Ermenice Müzik

                                    ERMENİ KİLİSE MÜZİĞİ VE TARİHİ

       Ermeni Kilisesi İsa Mesih’in havarilerinden olan Tateos ve Partoğimeos’un Ermeni dünyasında verdikleri vaazlar sonucu kurulmuştur. İsa Mesih’in  ölümünü takip eden (35-43)yılları arasında Tateos’un, (44-60) yılları arasında da Partoğimeosun bugünkü Doğu Anadolu topraklarında Hristiyanlığı Ermenilere vaaz ettiği yazılı kaynkalardan bilinmektedir.Ayrıca bu iki aydınlatıcının  mezarları Magu ve Başkale’de bulunmaktadır. Kilise zaten adını bu aydınlatıcılardan almıştır (Apostolik). Dolayısıyla gerçek Ortodoks kilise Ermeni Kilisesidir. Yaklaşık 300 yıl Hristiyanlığı gizli olarak yaşayan Ermeniler 301 tarihinde Kral Drtad’ın ve aydınlatıcı Aziz Krikor’un girişimleriyle hristiyanlığı ülkenin resmi dini olarak kabul etmişlerdir.
     2001 yılında dünya çapında Ermeni Kilisesinin 1700.yılı kutlanmıştır.
İlk 400yıl kilise ayinleri yerel dil Yunanca veya anlık çeviri Ermeniceyle yapılmaktaydı. Çünkü Ermenice konuşulmaktaydı fakat harfler olmadığından yazılamamaktaydı.406 yılında Mesrob Maşdots 38 harften oluşan Ermeni alfabesini icat ederek bu eksikliğe son verdi. Hummalı bir çalışma başladı. Doğu ve Batıdaki tüm ermenilere harfler öğretildi ve Latinceden çeviriler yapılmaya başlandı. Kilise ayinlerinde halkın konuştuğu dil kullanılmaya başlandı.Hristiyanlık daha çabuk yayıldı. Aziz Krikor kadar Aziz Maşdots’un da kilise tarihinde önemi büyüktür.

        Yazılanlardan da anlaşıldığı gibi, Ermeni Apostolik Kilisesi ilk dönemlerinde müziğini,ayin kitaplarını ve alfabesini aldığı Süryani ve Yunanlılarla sıkı bir ilişki kurmuştur.Bu bağımlılık 5.yyın başlarında Surp Mesrob Maşdotsun Ermeni alfabesini geliştirerek Süryanice ve Yunanca yazılmış bir çok dinsel ve dindışı  eserin çevirisini gerçekleştirmesiyle sona ermiştir.

         Ermeni dinsel musiki tarihini kabaca üç dönemde inceleyebiliriz.
4-12nci yüzyıllar arasında Süryani ve Yunan etkisi altındaki birinci dönem.
12nci yüzyıldan 19.yüzyılın sonlarına doğru,Ermeni halk müziği ile dinsel miziğinin yakınlaştığı ve Ermeni ayin (liturji) düzeni müziğinin son şeklini aldığı ikinci dönem.
19.yüzyılın sonundan günümüze kadarki ,çok sesli müziğin kullanılmaya başlandığı üçüncü dönem.

         19.yüzyıldan itibaren ayin melodilerinin manevi önemi ve sayıca çoğalması dolayısıyla İstanbul Patriklik Ruhani Meclisi,düzenlediği Türkiye Ermeni Kilisesi Korolar Tüzüğü’nün 58. maddesiyle kilise korolarının aşağıdaki dokuz ayin melodisini kullanmalarına izin vermiştir.

1-Ana melodi
2-Gomidas melodisi
3-Yegmalyan melodisi
4-Çulhayan melodisi
5-Çilingiryan melodisi
6-Bartevyan melodisi
7-Manasyan melodisi
8-Atmacıyan melodisi
9-Khorenyan melodisi

        
      

 Ermeni geleneksel kilise müziğinde Rum ve Süryani kiliselerinde olduğu gibi makamlar vardır. Başlıca 8 makam  kullanılmaktadır. Bunlar sırasıyla ayp tza,ayp gen,pen tsa, pen gen vb. adlar alır. Her makam 8sesten oluşur . Her makam dizisini bir bitiş ya da başlangıç  ve bir dominant notası belirler. Bu makamlar Klasik Türk Müziğinde kullanılan heftgah,şedacem,hüseyini vb. makamlarına denk düşer.
        Ermeni Kilise Müziği denildiğinde Hampartsum Limoncuyan’ın önemi büyüktür. Baba Hampartsum olarak bilinen kişi (1768-1839) tarihleri arasında yaşamıştır. 1813 dolaylarında kendi adını verdiği nota yazım sistemini geliştirmiştir. Bu sistemden önce khaz adlı bir nota sistemi daha vardı fakat çok karışık ve öğrenilmesi güç olduğundan yeni bir sisteme ihtiyaç duyuluyordu. Limoncuyan bu sistemde bazı değişiklikler gerçekleştirdi.İki oktavlık bir ses genişliği olan bu sistem,sesleri süreleri gösteren işaretlerle;diyez,sus,tekrar ve ölçü işaretlerinden oluşur. Bu işaretler hecelerin üzerine gelecek şekilde yerleştirilir. Hampartsum nota sistemiyle yalnızca  Ermeni müziği değil birçok Türk Müziği eseri de notaya alınmış, böylece sayısız eser günümüze kadar gelmiştir.Eçmiadzin ile Kudüs Patrikliklerinde hala bu sistem kullanılmaktadır.

         Ermeni Apostolik Kilisesinde öteki Ortodoks kiliselerinden farklı olarak insan sesinin yanı sıra,varsa org veya armonyum da kullanılabilir. Org ilk defa 20.yyın başındaGomidas (Soğomon Soğomonyan) tarafından İatanbulda kullanılmaya başlanmış,daha sonra öbür kiliselere yayılmıştır.
Geçmişi Hristiyanlık öncesine kadar uzanan zil;hem dinsel hem de din dışı müzikte sıkça kullanılan bir vurmalı çalgıdır. Üç yüz yıldır bu işle uğraşan Zilciyan ailesi zil yapımcılığının en büyük ustalarından biridir. Org ve zil dışında öteki Ortodoks kiliselerinden farklı olarak,meleklerin kanat seslerini simgeleyen kşotz adını alan,ucunda minik zillerin bulunduğu bir tür çalgıya da yer verilir.

          15.YÜZYILDA SOSYAL YAPI

      15.yüzyılda Ermenistan’ın farklı bölgelerinden İstanbul’a göçler olmuştur.Yaşam kilise çevrelerine toplanmaya başlamıştır. 16.yüzyılın sonlarına doğru bu bölgelerde azalma görülmüştür.Sosyal çevre kilise müziğini sadece sözlü olarak nesilden nesle geçmesini sağlamıştır.İstanbul’da o zamanlar çeşitli milletlerin bulunması Ermenilerin hem Batı etkisinde hem de Osmanlı etkisinde kalmasına sebep olmuştur. Böylece müzik algısı farklı gelişmiştir. Ermeni Kilise Müziğinin ve Osmanlı müziğinin gerçek anlamda ilişkilenmesi 18.yüzyılda olmuştur.

          15.ve 16.YÜZYILLARDA AYİN MÜZİĞİ

       Bu dönemdeki müzik daha geniştir. Müziğin daha ağırlık kazanması için dualar tekrarlanmıştır. Müzikal yeni form,yeni cinslerle kilise sınırlarının dışına çıkılmış adeta konser havası yaratıcılığına bürünülmüştür. Ayin,özgür şarkılar,arialar,koro şarkıları kantat şekli altındadır. Buna verilebilecek en iyi örnek Bachın si major ayinidir ki içinde barındırır Gloria,Credo 8 bölümler.
Hendel,Haydn,Mozart besteledikleri ayinlerde konser havası vardır fakat yine de ruhani müziği korumuşlardır.

           19.YÜZYILDA  AYİN MÜZİĞİ

       
Bu dönemde Rossini ,Verdi gibi besteciler de ayin bestelemişlerdir fakat onlarınki operavari bir müziktir.Ermeni Kilise Müziğinde operavari bir müzik çok fazla önemsenmemiştir. Profesyonel  Ermeni müzisyenler genelde pek fazla kilise müziğine önem vermediklerinden,müzik, muganniler tarafından amatörce geliştirilmiştir.
19.yyın yarısına kadar ermeni besteciler müzik etkinliklerini Türk Müziği alanında,19.yyın 2.yarısından sonra ise Klasik batı Müziği alanında sürdürmüşlerdir.


   ÇOK SESLİ KİLİSE MÜZİĞİNE GEÇİŞ DENEMELERİ VE  MUHALEFETLER

    Ermeni müziğinde genel olarak çok sesliliğe geçiş 1850’lerde gerçekleşmiştir .Halk kilise dışında,kendi içinde çok sesli müzik yapmaya başlamıştır.Kilisenin de halkı kiliseye yakın tutmak için  çok sesliliğe geçiş yaptığı düşünülmektedir.(1800lerin sonunda)
Ayrıca batıyla olan kültürel etkileşim de çok sesli müziğe geçiş fikrini hızlandırmıştır.
Her konuda olduğu gibi tutucu ve muhalif gruplar kilisede de varolmuştur ve bunlar çok sesliliğe geçişe engel olmak istemişlerdir. Tutucu kesim çok seslilikle,kelimelerin anlaşılamaz duruma geleceği ve halkın ayinden kopacağı kaygısını taşımıştır.Bazıları ilahilerin kaliteli seslendirilemediğinden dolayı sorun yaşandığını ileri sürmüştür,bazıları ise kaliteli seslendirilse bile batı müziğinin kulağa daha hoş geldiğini savunmuştur. Tutucu kesim yeniliğe açık olduğunu ,yenileşmenin bize ait olanı bırakıp batıya ait olanı kabul etmek olmadığını savunmuştur. Bunu yapan Bulgar,Yunan kiliselerinin örnek alınmamasını savunmuşlardır. Uzun tartışmalar sonucu  çok sesliliğe geçişte olumlu ilerlemeler kaydedilmiştir.
      Batı müziği mükemmel olmasına rağmen mi ve si diyezleri kapsamadığı için kilise müziğine uygun görülmemiştir. Çünkü her ne kadar bu diyezler onların müziği için önemli değilse de doğu müziğinde önemlidir. Tüm bu karşıtlıklara rağmen 19.yüzyılın sonlarında İstanbul’da 3ayrı kişi 3 sesli ayin icra etmiştir.Pıjişgyan,Çilingiryan ve Yegmalyan.Yegmalyanın bestelediği ayin konservatuvarlarca takdir görmüş hem de Petersburgda Çarlık yönetiminden diplomalar almıştır..Çilingiryanın bestelediği ayin ise insanların kulaklarına daha yakın,daha düzenli gelmiştir Yegmalyanınkine göre 4sesli ayin ise İstanbul’da ilk olarak 1906 yılında seslendirilmiştir.Besteciliğini Yegmalyan şefliğini ise Mehteryan yapmıştır. Daha önce 1886’da Krisdapor Kara Murza adlı bir müzisyen  çok sesli ayin müziğini bestelemeyi denediyse de sağlam bir temel oluşturamamıştır.

                       
YEGMALYAN VE BESTELEDİĞİ AYİNİN ÖZELLİKLERİ

   Yegmalyan,1856 yılında Doğu Anadolu’da doğmuştur. Ermeni müzik tarihinin en belirgin ve değerli isimlerinden biridir. Ermeni kilise müziğinin modernleşmesi  Yegmalyan’ın çok sesli müziği kiliseye sokmasıyla başlamıştır. Benzer örnekleri daha önce Garav Murza da denemiş ancak iyi bir temel oluşturamamıştır.
    Petersburg konservatuvarında 10 yıl eğitim görmüştür..Rozanın Gezinmesi adlı kantatı koro,senfonik orkestra e trio için bestelemiştir. Bestenin teması Ermeni müziğinden uzak olmasına rağmen ,vokal senfonik eser olarak müzik tarihinde yerini almıştır.
Yegmalyan ın ayin için yaptığı çalışma pek fazla yaratıcı sayılamaz. Çünkü Yegmalyan daha önce senelerce kilisede seslendirilmiş tek sesli ilahileri  Batı tekniğiyle çok sesliliğe dönüştürmüştür. (Batıda da yapıldığı gibi.) Yani Yegmalyan ayini dendiğinde anlaşılması gereken doğrudan kendi oluşturduğu bir  müzik değildir.
   Yegmalyan Ermeni Kilise şarkılarının mistik karışımından etkilenmiştir. Yegmalyan’ın bestesi düz akort sistemine dayanmaktadır. Yegmalyan’ın ayini  tamamen kilisede okunmak için bestelenmiştir.




 RAHİP GOMİDAS’IN ERMENİ MÜZİĞİNDEKİ YERİ VE BESTELEDİĞİ ÇOK SESLİ KİLİSE İLAHİSİ                                                                                                                                                                                    

      1869 yılında Kütahya’da doğan rahip Gomidas’ın( taktis edilmeden önceki ismi Soğomon Soğomonyan)Ermeni müzik tarihindeki yerini anlatmak için sayfaların yetmeyeceği bir gerçektir. Özellikle Ermeni Halk Müziği denildiğinde şüphesiz akla gelen ilk isimdir. Çalışmalarını ulusal ermeni müziğini oluşturmaya adamıştır. Doğu Anadolu’nun pek çok yöresini dolaşıp Ermeni Köylü Şarkıları adı altında derlemeler yapıp yayınlamaya başlamıştır. Bu çalışmaları esnasında sayısız Türkçe ve Kürtçe şarkıları da kaydeden Gomidas,günümüzün halklar popülizminin aksine benzerlikleri değil,farklılıkları gözlemlemiştir. O dönemin aydınlanmacıları ‘’ulusal kimlik’’in ancak saf,ari(arı) bir kültürle var olabileceği görüşünü benimsemişlerdir. Gerçekten de günümüzde bakıldığında benzerlikler,hatta aynılıklar halkların birbirinden etkilendikleri sonucuna götürmektedir. Oysa Gomidas bu etkilenmelerden arınmış orijinal yapıyı aramıştır. 1910 yılında İatanbula gelen Gomidas birikimini seri konferanslar yaparak İstanbullu aydınlarla paylaşmaya başlamıştır. Aradığı yapıyı zaman içinde sadeleştirdikçe İstabulluların tepkisiyle karşılaşmıştır. Özellikle kilise çevreleri ,çok daha basit buldukları ilahileri şiddetle reddettiler. Ancak çok seslendirilmiş korolar tarafından söylenmeye başladıkça halkın ilgisi arttı. Bugün bütün Ermeni Kiliselerinde Gomidas’ın dört sesli düzenlediği ayin icra edilmektedir. Dini ve dindışı eserlerinin 4000lerle ifade edildiği yazılı kaynaklarca bilinmektedir.

     Gomidas’ın bestelediği ayin Ermeni Müziğindeki özü yansıtır. Batı müziğindeki majör,minör,diyatonik,armonik gibi kalıplar Ermeni müziğinin özünde yoktur.
Gomidas ermeni müziğinde tetrakort sisteminin önemini vurgulamıştır. Gomidas’ın kullandığı bu sistem 6biçimde uygulanabilir.   1+1+1/2,   1+1/2+1,  1/2+1+1,   1.1/2+1/2+1/2,     ½+1.1/2+1/2,     ½+1/2+1.1/2şeklinde   .  Ermeni müziğinde bütün ruhani veya dünyevi şarkılar bu sistemle oluşturulmuştur. Bunun dışındakiler doğrudan Ermeni müziğinin özünü  yansıtmaz.  Bir de Gomidas’ın kullandığı ölçü sistemi vardır ki oda Batı’nınkiyle benzeşmez.Batı müziğinde 2/4,3/4,4/4’lük gibi ana ölçüler vardır. Fakat Ermeni müziğinde kelimelerin,cümlelerin anlam ve vurgularına göre ölçü uygulanmıştır. Mezür de yoktur. Daha serbesttir bu serbestlik ermeni şairane ölçü ve vurgudan kaynaklanır,basittir,vurgu yapılacak olan notalar daha tizdir. Gomidas  19.yy’da Fransa’da ortaya çıkan, müzikte empresyonizm akımından etkilenmiştir.Bu yüzden onun yaptığı işler uluslararası önem taşır.
    Gomidas’ta araştıran,daha iyiyi bulmaya çalışan,hep bir arayış içinde olan rahatsızlık söz konusudur. Ayrıca Yegmalayanın aksine Gomidas’ın ayini daha çok konser havasındadır ve enternasyonele ulaşmaktadır.
    Bu yazılanlardan da anlaşılacağı gibi Gomidas ve Yegmalyan ın oluşturdukları ayin müziklerinde ilke ve teknik bakımından birçok farklılık vardır.

    Günümüz İstanbul’un kilise korolarına baktığımızda irili-ufaklı 20 koronun faaliyetlerine devam ettiğini görüyoruz.Bunların büyük bir çoğunluğu sadece kilise ilahilerini seslendiriyor. Kilise ilahilerinin dışında çok sesli koro müziği eserleri üzerinde çalışarak çeşitli zaman dilimlerinde konserler veren korolar da bulunuyor.

                                                        Hamparsum Limoncuyan 1768-1839
                                                      
Hayatı Ve Hamparsumyan Nota Sistemi
Hampartsum,Baba Hampartsum,Hampartsum Ağa,Hampartsum Limoncuyan gibi isimlerle bilinen Ermeni asıllı nota mucidi ve bestekar,1768 yılında İstanbul'un Beyoğlu semtinde(Eski adıyla Pera) Ağa Camii yakınlarında Çukur sokakta bir evde doğdu.Babası Serkis Limoncuyan,annesinin adı Gaderina'dır.Aslen Harput'lu olan ailesi göç ederek İstanbul'a yerleşmiştir.Fakir bir ailenin çocuğu olan Hampartsum,ilkokulu bitirdikten sonra eğitimine devam edememiş,bir terzinin yanında çırak olarak çalışmaya başlamıştır.Ancak musikiye olan düşkünlüğü nedeniyle kiliselere devam ederek musiki öğrenmeye çalışmış,Ermeni kilise musikisini,Kayseri'li Krikor Kabasakalyan(1736-1808) ve Zenne Boğos'dan(1746-1826) öğrenmiş,ardından tanınmış,zengin ve musikisever bir Ermeni ailesi olan Düzyanlar tarafından himaye altına alınmıştır.
          Musiki bilgisini günden güne ilerleterek çağının musiki ustalarıyla çalışmalarda bulundu.Bir taraftan Ermeni kiliselerinde korist olarak çalışırken diğer taraftan da musikişinas mevlevilerin aracılığıyla Türk sanat ve musikisini yakından tanıma olanağı bulduğu mevlevihanelere devam etti.Beşiktaş Mevlevihanesi'nde kudümzenlik yapan büyük dede İsmail efendi'den dersler alarak III.Selim'in huzuruna kabul edildi.
           Sanatkar  bir Padişah olan III.Selim,musikimizde nota yazısının bulunmaması ve bunun sonucu olarak da binlerce musiki eserinin hafızalardan silinmesi hususundaki endişelerini her vesile ile belli etmiş ve bir nota sisteminin bulunmasını emretmiştir.Abdülbaki Nasır Dede'nin de nota çalışmalarının rastladığı bu yıllarda Hampartsum,III:Selim'in emriyle kendi adını taşıyan notayı buldu.Hampartsum notası,batı notasının kesin yerleşmesine kadar çok tutulmuştur.
           Bu  nota sisteminin en belirgin özelliği,seslere karşılık olan işaretlerin kendi buluşu olması ve soldan sağa yazılmasıdır.Bu nota,bugünkü porte çizgilerinin biricisinin altındaki Yegah  dediğimiz sesten başlayarak beşinci çizgiden sonra gelen üçüncü ilave çizgi üzerindeki veya dışındaki tiz Hüseyni ve tiz Acem sesine kadar olanları gösterir.Hampartsum,XVIII.Yüzyıl Türk Klasiklerini bu nota ile 6 defter halinde yazmış,bu defterlerden dördü kaybolmuştur.Diğer ikisi ise İstanbul Belediye Konservatuarı kütüphanesi ve İstanbul Belediye kütüphanesindedir.Yazdığı yüzlerce Peşrev ve saz semaisinin büyük bir bölümü 1875'de Mandoli Yarutin Havadurin tarafından kopya edilerek Ankara Radyosuna verilmiştir.

        Tambur ve keman çaldığı ileri sürülen Hampartsum,yaşadığı sürece ün kazanmış,bir bestekar olarak günümüze Ermenice fakat Türk makam ve usulleriyle yazılmış ilahilerden başka saz semaisi,beste,aksak ve yürük semai ve şarkı formlarında bazı eserleri gelebilmiştir.

        Hampartsum Limoncuyan,öncelikle oğlu,Tanburi Aleksan Ağa,Bedros Çömlekçiyan,Aritakes Hovhannesyan'ın da aralarında bulunduğu pekçok talebe yetiştirmiştir.Oğlu Zenop Limoncuyan(1810-1866),ağabeyi Hovhannes'den ney üflemeyi ve imal etmeyi öğrenmiştir.

        Hayatını musikişinasla kazanan Hampartsum Limoncuyan,1839 yılında 71 yaşındayken Hasköy'deki evinde  ölmüş ve Surp Agop Ermeni Mezarlığına gömülmüştür
.
                                     
                                 
ERMENİ MUSİKİSİ VE HAMPARTSUM

     
Kendine özgü rengiyle varlığını sürdüren Ermeni kültüründe,musikinin önemli bir yeri vardır.İstanbul'da din dışı kültürlerini yüzyıllardan beri Müslüman Türkler ve öteki azınlıklarla paylaşan Ermeniler,dinsel kültürlerini dış etkenlere karşı olabildiğince korumaya çalışmışlardır.Bunun bir sonucu olarak Ermeni besteciler,musiki etkinliklerini daha çok Türk musikisi,19.yüzyılın ortalarından sonra da klasik batı musikisi çerçevesinde sürdürmüşlerdir;buna karşılık dinsel musikideki içe kapanma yaklaşık 700 yıllık bir repertuarın büyük değişikliklere uğramadan geçen yüzyıl ortalarına kadar yaşamasını sağlamıştır.Ancak,Ermeni musikisinin Batı klasik musikisindeki repertuarı,Türk musikisindekine oranla çok sınırlıdır.

      Ermeni apostolik kilisesi ilk dönemlerinde musikisini,alfabesini ve ayin kitaplarını aldığı Süryaniler ve Yunanlılarla sıkı bir ilişki kurdu.Ermeni kilisesinin bu bağımlılığı 5.yüzyılın başında Surp Mesrop Mashdots'un Ermeni alfabesini geliştirerek Süryanice ve Yunanca yazılmış birçok dinsel ve dindışı  eserin çevirisini gerçekleştirmesiyle sona erdi.

       5.yy'da Mesrop Mashdots'un Ermeni alfabesini geliştirmesiyle edebiyat alanında gerçekleştirilen reforma karşılık,dışa bağımlılık 12.yy'da başpatrik 12.Nerses Şınorhali'nin çalışmalarıyla sona erdirilmiştir.Nerses'in dinsel ezgileri ve şiirleri Süryani ve Yunan etkisinden kurtardığı,bunu yerine halk musikisi üslubuna yaklaştırarak sadeleştirdiği kabul edilir.Nerses birçok şaragan(ilahi) da bestelemiştir.Yaklaşık 1200 şaragandan oluşan koleksiyonu son biçimi 1300'de almış ve büyük bir olasılıkla daha sonra değişmeden kalmıştır.Bunun dışında 13.yy'ın başında komünyon ayininin (pazar ayini) kuralları ile metni de son biçimini almıştır.

       15.yy'ın ikinci yarısında son şaraganın yazılmasıyla şaraganların toplandığı kitap olan Şaragnotz da son halini almıştır.20.yy'nın başında kilise musikisine çoksesliliğin girmesi,kilise musikisi repertuarının bu yönde gelişmesine yol açmıştır.Ermeni kilise musikisindeki bu değişimler,Ermeni dinsel musiki tarihini kabaca şu üç döneme ayırır;4-12 yy'lar arasında Süryani ve Yunan etkisi altındaki birinci dönem;12.yy'dan 19 yy.'ın sonuna kadarki Ermeni halk musikisiyle  dinsel musikinin yakınlaştığı ve Ermeni Liturji(ayin düzeni) musikisinin son şeklini aldığı ikinci dönem;20.yy'ın başından günümüze kadarki çoksesli musikinin kullanılmaya başladığı üçüncü dönem.

        Ermeni kilise musikisinde "şaragan,meğeti,yerk,dağ,gandz" gibi ilahi formların dışında "Badarak" ve "Dağavar" (büyük bayramlar) gibi büyük çaplı formlar da kullanılır.

        Hristiyanlığın temel ibadet biçimlerinden bir olan ve "Hz.İsa'nın son akşam yemeği"nde ekmek ile şarabı kendi bedeni ve kanı olarak havarilerine sunuşunu anlatmak amacıyla düzenlenen komünyon ayini,Ermenice "Badarak"(kurban) diye adlandırılır.20.yy'nın başına kadar Ermeni kilisesinde,"ana melodi" olarak adlandırılan bu badarak bestesi kullanılmıştır.Teksesli makamsal ve anonim bir beste olan "ana melodi"nin ilk kullanılmaya başladığı tarih kesin olarak bilinmiyor.Ancak son şeklini 12.yy'da aldığına inanılıyor.Badarak ayini 20.yy'dan itibaren çoksesli olarak icra edilmeye başlanmıştır.Badarak melodilerinin manevi önemi ve sayıca çoğalması dolayısıyla İstanbul Patriklik Ruhani Meclisi,düzenlediği Türkiye Ermeni Kilisesi Korolar Tüzüğünün 58.maddesiyle kilise korolarının aşağıdaki dokuz badarak melodisini kullanmalarına izin vermiştir.

     
1-Ana Melodi (Mayr Yeğanak), 2-Gomidas Melodisi, 3-Yegmalyan Melodisi,4-Çulhayan Melodisi, 5-Çilingiryan Melodisi, 6-Bartevyan Melodisi, 7-Manasyan Melodisi, 8-Atmacıyan Melodisi, 9-Horenyan Melodisi

      İlk sıradaki anonim melodiler dışındakiler,bestecilerinin adlarıyla anılır.Teksesli ana melodi dışındakiler üç ya da dört seslidir,bazıları org eşliklidir.Bugün Türkiye'de bulunan Ermeni kiliselerinde genellikle Gomidas,Yegmalyan ve Mayr Yeğanag badarak melodileri kullanılırken,Ermenistan'da Gomidas ve Horenyan,Kudüs'te de Gomidas badarak melodileri kullanılmaktadır.

      "Şaragan,Meğeti,Yerk,Dağ,Ganz" denilen ve tamamıyla teksesli olan bu ilahiler ayrı ayrı kitaplarda toplanmıştır.Bu kitaplar "Şaragnotz,Manrusmun,Yergaran,Dağaran,Gandzaran" adlarını taşır.Şaragan türünün ayrı bir önemi vardır.

 
 

                                            
                                            RoberDoganay.com \ Müzik Dersleri , Home Studio , Aranjman , Müzik Yapım

İçeriğe Geri Dön | Ana Menüye Geri Dön